"Başbakanın Günlüğü" İnternete Düştü!!!
Atalay Girgin'in "Kemeutopyalılar roman dizisi"nin üçüncü kitabı
olan "Başbakanın Günlüğü" adlı romanında, fablın ironik ve politik
diline akıcı bir anlatı eşlik ediyor.Romanın felsefi boyutu, salt etik ilişkiler ve etik problemlerle sınırlanamadığı gibi, toplumsal ve siyasal teşhirle de yan yana, hatta iç içe gidiyor. Bu haliyle karşımızda duran aynı zamanda siyasal bir roman...
Atalay Girgin, dizinin ilk iki romanında olduğu gibi, "Başbakanın Günlüğü"nde de düşsel ve düşünsel olarak yarattığı dünyada, tasarladığı kişiler ve olaylar üzerinden var olanı sorguluyor ve eleştirel bir boyutta okurun değerlendirmesine sunuyor.
Siyasal teşhirin çarpıcı bir biçimde öne çıktığı romanda, son seçimleri tüm
rakiplerini hezimete uğratarak kazanan bir başbakanın, kamuoyuna ve çevresine
karşı pervasızlaşırken, koruma duvarlarıyla sergilenen haşmete rağmen ne denli
kişisel zaaflar içinde olduğunu, ne denli kırılgan ve hızla parçalanıp
yıkılabilecek yapay bir dünyada yaşadığını fark ediyorsunuz.
Ancak bunu fark etmeyen ve küçük ya da büyük günlük çıkar hesapları peşinde
koşanların ise kendi değerini ve değerlerini ayaklar altına alacak düşünce,
söylem ve davranışlara savrulduğunu da…
Aziz Nesin’in “İt kağnının gölgesinde yürürmüş de gölgeye bakıp bakıp ne
büyük gölgem var, diye övünürmüş” sözünü yankılarcasına, başbakana yakınlığına
ve statülerinin büyüsüne kapılanların içler acısı halini de…
Romanda öne çıkan kahramanlardan biri, elbette kitaba adını da veren, başbakan olurken, diğeri de bir savcı... Roman içinde hiç bir araya gelmeyen, birebir ya da yüz yüze herhangi bir ilişkileri olmayan bu iki kahramanı bağlayan ne? Yollarını kesiştiren ne?
Atalay Girgin'in kişi ve olaylarla işlediği ve sergilediği sorunlardan biri de şu: Sıfatlar mı kişileri değerli kılar yoksa kişiler mi sıfatları? Ya da kişilerin değerini belirleyen statüler midir yoksa statüleri değerli ya da değersiz kılan kişiler midir? Geçerli, toplumca önem verilmeyen bir statüye sahip herhangi bir kişi, statünün bu durumundan dolayı değersiz midir?
Başbakanın Günlüğü, hem anlatı üslubu hem de anlattığı ve sergilediği etik problemlerin yanı sıra siyasal ve toplumsal eleştiri, ironi ve sorgulamalarıyla ilgiyi hak eden ve var olanı sormaya, sorgulamaya yönelen her okurun ilgisini bekleyen bir roman...
Romanda öne çıkan kahramanlardan biri, elbette kitaba adını da veren, başbakan olurken, diğeri de bir savcı... Roman içinde hiç bir araya gelmeyen, birebir ya da yüz yüze herhangi bir ilişkileri olmayan bu iki kahramanı bağlayan ne? Yollarını kesiştiren ne?
Atalay Girgin'in kişi ve olaylarla işlediği ve sergilediği sorunlardan biri de şu: Sıfatlar mı kişileri değerli kılar yoksa kişiler mi sıfatları? Ya da kişilerin değerini belirleyen statüler midir yoksa statüleri değerli ya da değersiz kılan kişiler midir? Geçerli, toplumca önem verilmeyen bir statüye sahip herhangi bir kişi, statünün bu durumundan dolayı değersiz midir?
Başbakanın Günlüğü, hem anlatı üslubu hem de anlattığı ve sergilediği etik problemlerin yanı sıra siyasal ve toplumsal eleştiri, ironi ve sorgulamalarıyla ilgiyi hak eden ve var olanı sormaya, sorgulamaya yönelen her okurun ilgisini bekleyen bir roman...
*http://atalaygirgin.blogspot.com
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder