Başbakana
Oy Verenler Açıklandı!
(Haber/Yorum) Uzun zamandır
merak ediliyordu. Son seçimlerden Başbakan ve partisi bir kez daha tüm
muhalefet partilerini hezimete uğratarak çıkmıştı.
Fistanıbol’da
gerçekleştirdiği final mitinginde, danışmanları arasında da müritleri olduğu
ileri sürülen, Mehdi ve Mesih’liği gayri resmi olarak bazı çevrelerde
dillendirilen ama bazılarına göre de ayan beyan şizofren olduğu kabul edilen
Mefûn-u Kahya’nın açık desteğini ve hayır dualarını alan Başbakan’a ve
partisine kimlerin oy verdiği dair söylentiler dinmek bilmiyordu. Hakkında
ileri sürülen onca yolsuzluk ve usulsüzlük dosyalarına, dokunulmazlığından
dolayı mahkeme raflarında bekleyen davalara, çevirdiği dalaverelere rağmen partisinin
aldığı oy oranı hâlâ tartışmalıydı.
Bir araya gelip
konuşan, birbirlerinin oylarını merak eden seçmenler arasında oyunu başka bir
partiye verdiğini söyleyenlerin oranı, oyunu Başbakan ve partisine verdiğini
söyleyenlerden daha çoktu. Ne var ki resmi kurumlarca açıklanan sonucu
değiştirmiyordu.
Başbakan da sonuçlardan
o kadar emindi ki, daha resmi veriler bile açıklanmadan, seçim gecesi parti
genel merkezinin terasına çıkıp, yüzünde sevincini dışavuran eğreti gülümsemesiyle,
omuzlarına dökülen sarı saçlarını (peruk olduğunu çok az kişinin bildiği
saçlarını), eliyle hafifçe sırtına doğru savurarak, muzaffer bir başkomutan edasıyla
aşağıda kendisini bekleyen kalabalığı selamlamış ve ardı sıra o meşhur
konuşmalarından birini yapmıştı. Şimdilerde akıbetinin ne olup olmayacağı
tartışılan kuyruğunu havaya dikip keyifle bir sağa bir sola sallayarak… Diğer ‘meşhur’
konuşmaları gibi bu kez de söylediklerinin göstermelik olmaktan öte bir değeri
yoktu. Ama ne gam…
Seçim kampanyası
boyunca “edepsiz, şerefsiz, ahlâksız” dediği muhaliflerine, pişkin pişkin
sırıtarak “Hadi barışalım! Sözün ve davaların hükmü nedir ki, ben unuttum
gitti. Açtığım bütün davaları da yarın sabahtan tezi yok, geri çekiyorum. Hadi hadi sulhleşelim!”
diyerek eklemişti: Gördüğünüz gibi milletim beni seçti. Sizi değil! Önümü
kestirmedi, aksine açtı! Milletimin iradesine karşı gelmek kimin haddine…
Yarından tezi yok barışacağız. İşte elimi uzatıyorum: Gelin ve öpün. Yoksa
milletimin verdiği iradenin hükmünü icra etmekten bir an bile geri durmam!
Uzattığı eli ne gelip
öpen ve barışan olmuştu ne de kendisi tüm davalarını geri çekmişti. Seçim
zaferi konuşmasının üzerinden bir tam gün bile geçmeden, kimsenin gelip
gitmediğini görünce celallenmeye başlamıştı. Ağzından tükrükler saça saça, “Beni
aziz milletim seçti. Nasıl olur? Hangi cüretle milletin seçtiği birinin
uzattığı eli öpmezler? Hemen! Hemen haddini bildirelim bu densiz, edepsiz,
ahlâksız, şerefsizlerin!” diyerek sövüp saymaya girişmişti. Parti dışındaki
bazı yaşlı akıldanelerinin ısrarları sonucu, “Üç gün” demişti, “Bakın! Sizlerin
hatırı için üç gün daha bekleyeceğim. Ondan sonra günlerini göstereceğim
onlara!”
Ve dediğini de yapmıştı.
Yüz milyon seçmenin yüzde elli dörtlük desteğini ardına almış olmanın verdiği
cüretle iyice pervasızlaşmıştı. İşte o günden beri tartışma konusu olan ve
merak edilen bu yüzde elli dördün kaynağıydı.
Sonunda bu oyların
kaynağı açığa çıktı. Fistanıbol’un ünlü spor kulüplerinden Ambarsaray’ın,
Ambarya dışından ithal para babası başkanı Hermal Quaytal, dilinin altına
konulmuş baklayı, hangi nedenleyse, mikrofon ve kameraları karşısında bulduğu
bir anda, pancar kırmızısına kesilmiş suratı, sıvazlayıp durduğu kırlaşmış
kuyruğuyla oynarken, ansızın çıkarıverdi: Sayın Başbakanımıza verilmiş oyların
elli üç milyonu Ambarsaraylılara aittir. Ambarsaraylılar Sayın Başbakanımızın
en büyük destekçisidir. Her daim de öyle kalacaktır. Sayın Başbakanımızı
iktidardan hiç düşürmeyecektir. Muhalefetin aldığı oyları gördünüz, diğer tüm
takımların taraftarlarının toplamı bir Ambarsaray kadar bile yapmıyor. Kimin
büyük kimlerin küçük olduğu bir kez daha açığa çıkmıştır: En büyük Sayın Başbakanımızdır!
En büyük Ambarsaraylılardır!
Hermal Quaytal’ın bu beklenmedik
açıklaması, yepyeni tartışmaların ve gelişmelerin fitilini de ateşleyiverdi.
Ambarsaray çevresindeki, adını asla açıklamayacağımız bazı ileri gelenler ise “Hermal
Quaytal’ın kendisi bile oy vermedi. Çünkü Ambarya’da değildi ve oy kullanmadı.
Hermal’ın pişkin olduğunu, en küçük çıkar için her şeyi yapıp her sözü
söyleyebileceğini bilirdik. Ama yine de bu kadarını beklemezdik.” demekten kendilerini
alamadılar.
Ambarya Futbol
Federasyonu ve Ambarya Futbol Kulüpleri Birliği çevrelerinden aldığımız
bilgilere göre, diğer kulüp başkanlarının da çok yakında kameraların karşısına
geçip taraftarlarının başbakana ve partisine oy verdiğine dair kutsal kitap
üzerine el basıp kuyruk dolayarak yemin edeceklerdir. Hatta ortak yemin
metninin Başbakanın yakın çevresindeki bir mabethana yüksek bir ücret karşılığı
yazdırılmakta olduğu da ileri sürülmektedir.
Öte yandan Ambarsaray
Başkanı Hermal’ın başlattığı bu süreç, etik değerlerin, etik tutarlığın varlığı
yokluğu tartışmasını da beraberinde getirdi. Başbakanın kendisine karşı çıkan
herkese “ahlâksız” demesine bağlı olarak, toplumsal bir varlık olarak herhangi
bir kemenin, dolayısıyla Ambaryalı’nın ahlâksız olup olamayacağı tartışması
bitmişti. Çünkü Başbakanın “ahlâklı” dediği ahlâksız, “ahlâksız” dediği de ahlâklı
olmazdı.
Ama etik başka bir
konuydu. Buna ilişkin aldığımız son bilgi ise Başbakanın “Etik”, “Etik değer”, “Etik
tutarlılık” sözünü duyar duymaz, hükümeti acilen tek gündemle toplantıya çağırmış
olduğudur. Yine güvenilir kaynaklardan aldığımız bilgiye göre, bu toplantıdan “Resmi
Etik Kurulu”nun kurulması kararı çıkacaktır.
Anlaşılan Ambaryalıların
gelecek günlerin tartışma gündeminde bir de “Resmi Etik”, “Gayri Resmi Etik”
yer alacak. 8045 yılı daha ilk aydan Ambaryalılara nur topu gibi yeni bir
tartışma konusu getirdi. Darısı diğer Kemeutopya ülkelerinin başına…